Konsantrasyon (Miktar) Yerine Yapı: Standart test olan serumda total PSA ölçümü, prostat büyümesi veya iltihaplanma gibi riskli olmayan zararsız sorunlar nedeniyle de yükselebilen serumdaki total PSA'yı ölçer. IsoPSA ise proteinin gerçek 3 boyutlu yapısına odaklanır. Test, özellikle kanser hücreleriyle ilişkili olan yapısal varyantları ayrıştırmak ve ölçmek için özel bir iki fazlı sıvı sistemi kullanır. Son dönemde FDA onaylanmış olup, yeni nesil bir kan testi olarak sunulmaktadır.

IsoPSA Testinin Başlıca Avantajları:
Gereksiz Biyopsileri Azaltır: Yapılan erken klinik çalışmalara göre IsoPSA, PSA yüksekliği saptanan ancak kanser riski düşük olan hastalarda gereksiz prostat biyopsisi ihtiyacını önleyebilmektedir. Ancak pratiğimizde gereksiz biyopsiden kaçınmak için multiparametrik prostat MRI incelemesi yapmaktayız. IsoPSA kullanımı belki de pratiğimize, biyopsiye karar vermek için yaptığımız gereksiz MRI sayısını azaltacaktır.
Agresif Tümörleri Daha Net Saptar: Özellikle klinik olarak anlamlı sayılan yüksek dereceli (Gleason skoru >7) prostat kanserlerini saptamada, geleneksel total PSA ve % serbest PSA testlerine göre daha yüksek bir tanısal doğruluğa (AUC) sahiptir.
İlaçlardan Etkilenmez: Benign prostat hiperplazisi (BPH) semptomları için sıkça kullanılan 5-alfa redüktaz inhibitörleri (5-ARI) veya alfa-bloker grubu ilaçlar, IsoPSA testinin performansını etkilemez.
Test genellikle 50 yaş ve üzeri, serum total PSA değeri 4 ng/mL ve üzerinde olan erkeklerde ya da serum total PSA değeri tedrici olarak yıllar içinde artan erkeklerde, biyopsi yapılıp yapılmamasına karar verirken biz hekimlere yardımcı bir tanı aracı olarak kullanılabilir.

IsoPSA prostat kanseri teşhisi konulmuş hastalarda
tedavi etkinliğinin takibinde kullanılır mı?
Hayır, IsoPSA testi kanser teşhisi konulup küratif (kesin) tedavi (radikal prostatektomi veya radyoterapi) uygulanmış hastaların tedavi etkinliğinin takibinde kullanılmaz.
Bunun başlıca nedenleri şunlardır:
Klinik Endikasyon Farkı: IsoPSA, tedavi sonrası süreç için değil; biyopsi öncesi süreç için geliştirilmiştir. Temel amacı, PSA değeri yüksek (4 ng/mL ve üzeri) olan hastalarda, klinik olarak anlamlı kanseri (>Gleason 7) iyi huylu hastalıklardan (BPH gibi) ayırt ederek gereksiz biyopsileri elimine etmek amacıyla kullanılabilir.
Tedavi Sonrası Takip Standardı: Radikal cerrahi veya radyoterapi sonrasında kanserli prostat dokusu ortadan kaldırıldığı (veya hücresel aktivitesi durdurulduğu) için, kanda yapısal PSA izoformları aramanın klinik bir anlamı kalmaz. Bu aşamada tedavi etkinliğini ve olası biyokimyasal nüksü (hastalığın tekrarlamasını) takip etmek için altın standart yöntem, kandaki miktarı çok düşük seviyelerde ölçebilen Total PSA ve Sensitif PSA testleridir.
Tek İstisna: Aktif İzlem (Active Surveillance)
Kanser teşhisi konmuş ancak henüz aktif bir müdahale (cerrahi/ışın) görmemiş hastalarda IsoPSA'nın kullanıldığı özel bir alan bulunmaktadır. Düşük riskli (Gleason skor = 6) prostat kanseri teşhisiyle aktif izleme alınan hastalarda, tümörün zaman içinde agresifleşip agresifleşmediğini (Gleason Skor >7 karakterine bürünüp bürünmediğini) takip etmek ve hekimin tekrar biyopsisi kararına yardımcı olmak amacıyla IsoPSA testinden faydalanılabilmektedir.
Standart PSA testi, kandaki PSA proteininin alt tiplerine veya moleküler yapılarına bakmaksızın sadece toplam "miktarını" (konsantrasyonunu) ölçer. IsoPSA ise tek bir spesifik formülü değil, PSA proteininin kanser hücreleri tarafından üretilirken uğradığı "yapısal ve biyokimyasal değişimlerin (izoformların) tüm spektrumunu" bütüncül olarak ölçer.
Kanserli hücrelerin ürettiği PSA'nın moleküler yapısı, iyi huylu prostat hücrelerinin ürettiği PSA'dan belirgin şekilde farklıdır. IsoPSA testinin odaklandığı ve ayrıştırdığı başlıca biyokimyasal (yapısal) değişimler şunlardır:
- Glikozilasyon Değişimleri (Şeker zinciri farklılıkları): Proteinlerin yüzeyine eklenen karbonhidrat (şeker) yapılarına glikozilasyon denir. Kanser hücrelerinin metabolizması bozuk olduğu için, ürettikleri PSA proteininin yüzeyindeki şeker zincirleri anormalleşir.
- Protein Konformasyonu (Üç boyutlu katlanma farklılıkları): PSA proteininin uzaydaki üç boyutlu şekli ve katlanma biçimi, kanser dokusunda iyi huylu prostat büyümesine (BPH) kıyasla farklılık gösterir.
- Protein-Protein Etkileşimleri (Kompleks oluşumları): PSA kanda serbest dolaşabildiği gibi, diğer moleküllere (alfa-1-antikimotripsin gibi) bağlanarak kompleksler de oluşturur. Kanserli durumda bu bağlanma eğilimleri ve oluşan moleküler kompleks yapıları değişime uğrar.
- Proteolitik Parçalanma (Kırpılma) Farklılıkları: PSA'nın hücre dışına salgılanırken enzimler tarafından nasıl kesildiği ve fragmanlara ayrıldığı kanserli dokuda normal dokuya göre farklıdır.
IsoPSA Bu Biyokimyasal Formları Nasıl Analiz Eder?
IsoPSA, kanda bulunan bu sayısız farklı alt yapıyı tek tek izole edip saymak yerine, "Sulu İki Fazlı Ayrıştırma" adı verilen özel bir solüsyon teknolojisi kullanır.
Bu sistemde hastadan alınan kan örneği özel bir çözeltiye konur. Kanser kaynaklı yapısal bozukluğa sahip (anormal glikozile olmuş veya yanlış katlanmış) PSA izoformları çözeltinin bir fazında toplanırken, normal yapıdaki iyi huylu PSA izoformları diğer faza geçer. Test, bu iki sıvı faz arasındaki oranı (K değerini) analiz ederek, yapısal bütünlüğü bozulmuş PSA'nın (yani kanser imzasının) kanda ağırlıklı olup olmadığını ortaya koyar.
Özetle; IsoPSA'nın değerlendirdiği biyokimyasal formlar, standart PSA'nın kansere özgü glikozilasyon, şekil ve bağlanma bozuklukları gösteren yapısal varyantlarının (izoformlarının) toplamıdır. Bu sayede IsoPSA, hücresel düzeydeki biyokimyasal anormallikleri saptayarak, yüksek PSA'nın iyi huylu hastalıklardan mı yoksa yüksek dereceli bir prostat tümöründen mi kaynaklandığını ayırt edebilir.
Prof. Dr. Tibet Erdoğru
Üroloji






