Modern yaşam tarzının getirdiği birbiriyle iç içe geçmiş iki önemli sağlık durumudur. Genellikle biri diğerinin hem sebebi, hem de sonucu olarak karşımıza çıkar.
İnsülin Rezistansı Nedir?
Vücuttaki kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin insüline vermesi gereken tepkiyi vermemesi durumudur. Buna "insülin duyarlılığının azalması" da denir.
Pankreastan salgılanan insülin hormonu aslında yaşam için şarttır çünkü kan şekerini dengede tutar. Normalde insülin, kandaki şekerin hücrelerin içine girmesini sağlar. Hücreler de bunu enerji olarak kullanabilir. Ama çeşitli nedenlerle hücreler insüline "kulak asmamaya" başlar. Bu olunca da hücreler şekeri hücre içine alamaz.
Bunun sonucunda da glikoz ne enerjiye çevrilebilir ne de depolanabilir; sonuçta hücre içine giremeyen şeker kanda birikmeye devam eder. Pankreas ise bu yükselen kan şekerini düşürebilmek için var gücüyle daha fazla insülin üretmeye çalışır. Bu duruma Hiperinsülinemi (kanda aşırı insülin bulunması) denir.
Pankreas bu tempoya ayak uydurup kan şekerini dengeleyebildiği sürece kişideki kan şeker seviyesi normal aralıkta tutulabilir. Ancak hücrelerin insüline karşı çok daha fazla direnç göstermesi devam ederse, artık kan şekeri dengede tutulamaz ve kanda seviyesi yükselmeye başlar (Hiperglisemi). Zamanla bu yüksek şeker tablosu önce gizli şekere (Pre-Diyabet), ardından da Tip 2 Diyabete yol açar.
Metabolik Sendrom Nedir?
Metabolik sendrom: Kalp hastalığı, Felç ve Tip 2 Diyabet riskini ciddi şekilde artıran beş tehlikeli sağlık sorununun bir araya gelmesi durumudur. Eğer şu beş durumdan en az üçü kişide varsa, metabolik sendrom olarak adlandırılmaktadır:
Bu durum sadece bir hastalık değil, vücutta birçok başka komplikasyona da yol açabilen riskli bir paket gibidir. İnsülin Direnci sorunun mekanizması, Metabolik Sendrom bununla ilişkili bulgular grubudur.