Migren uzun yıllar boyunca yalnızca damarların genişlemesi sonucu oluşan şiddetli bir baş ağrısı olarak kabul edildi. Bugün biliyoruz ki migren sadece bir baş ağrısı değil, beynin ağrıyı işleme sistemini etkileyen nörolojik bir hastalıktır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, migrenin tek bir mekanizmayla açıklanamayacağını göstermiştir. Günümüzde migren; beynin elektriksel aktivitesi, ağrıyı taşıyan sinirler, çeşitli haberci maddeler ve genetik yatkınlığın birlikte rol oynadığı karmaşık bir beyin hastalığı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle migren yalnızca baş ağrısına yol açmaz. baş ağrısı dışında görme bozukluklukları, baş dönmesi, felç benzeri durumlar veya psikolojik sorunlara da yol açabilir.
Bugün geldiğimiz noktada migren artık çaresiz bir hastalık değildir. Doğru tanı, kişiye özel tedavi ve düzenli takip ile birçok hastada atakların sıklığı ve şiddeti belirgin şekilde azaltılabilmektedir.
Eskiden migrenin tedavisinde başka hastalıkların tedavisi için geliştirilmiş ilaçlar kullanılırken günümüzde sadece migrene yönelik geliştirilen yeni tedaviler kullanılmaya başlandı ve geleceğe yönelik umut veren çalışmalar hız kazandı. Uygun hastalarda botulinum toksini uygulamaları da önemli seçenekler arasındadır. Yeni tedaviler, yalnızca ağrıyı azaltmayı değil, migren atağını başlatan mekanizmaları daha etkili şekilde durdurabilmeyi amaçlamaktadır. Bilimsel gelişmeler de önümüzdeki yıllarda tedavi seçeneklerinin daha da artacağını göstermektedir.

Migren Nasıl Bir Baş Ağrısıdır?
Baş ağrısı migrenin en belirgin belirtisidir ancak tek belirtisi değildir. Atak sırasında bulantı, kusma, ışık ve sese hassasiyet, yoğun kokulardan rahatsız olma ve dikkat dağınıklığı görülebilir. Ağrı genellikle zonklayıcıdır, çoğu zaman başın tek tarafındadır ve tedavi edilmezse 4–72 saat sürer.
Hastaların yaklaşık üçte birinde ağrı başlamadan önce 'aura' adı verilen geçici görme bozuklukları, uyuşma veya konuşma güçlüğü gelişebilir. Migren özellikle çalışma çağındaki kadınlarda daha sık görülür ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyebilir.
Migren, ayda 15 günden az baş ağrısı olduğunda epizodik, ayda 15 gün veya daha fazla baş ağrısı olduğunda ise kronik migren olarak adlandırılır. Bu ayrım tedavinin planlanması açısından önemlidir.
Migren Neden Oluşur?
Migrenin asıl kaynağı damarlar değil, beynin ağrıyı işleme sistemidir. Migrene yatkın kişilerde beyin; stres, uykusuzluk, açlık, hormonal değişiklikler, parlak ışık veya yoğun koku gibi uyaranlara karşı daha hassas tepki verir. Bu nedenle aynı etken sağlıklı kişilerde sorun oluşturmazken migrenli kişilerde atağı başlatabilir.
Atak sırasında beyin zarlarını çevreleyen ağrı sinirleri uyarılır ve ağrıyı artıran bazı doğal haberci maddeler (Nöropeptidler) salgılanır. Bunların en önemlisi CGRP'dir. Son yıllarda geliştirilen migrene özgü ilaçların önemli bir bölümü bu molekülü hedef alır. Bu keşif, migren tedavisindeki en büyük bilimsel ilerlemelerden biri olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca PACAP adı verilen başka bir haberci madde ve beynin atık temizleme sistemi (Glimfatik sistem) üzerinde yapılan çalışmalar, gelecekte daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Migren Atağı Nasıl Başlar?
Migren atağı çoğu zaman bir anda başlamaz. Beyinde saatler önce başlayan değişiklikler ağrıya zemin hazırlar. Atak ilerledikçe ağrı sinirleri daha hassas hale gelir. Bu nedenle başlangıçta hafif olan ağrı giderek şiddetlenebilir; hatta saç taramak, toka takmak veya başa dokunmak bile rahatsızlık verebilir (Allodini). Atak sonlandıktan sonra ise yorgunluk ve dikkat azalması bir süre daha devam edebilir.
Migreni En Sık Neler Tetikler?
Migreni tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişir. En sık görülen tetikleyiciler; düzensiz uyku, stres, uzun süre aç kalmak, susuzluk, hormonal değişiklikler, hava değişiklikleri, parlak ışık, yüksek ses ve bazı yiyeceklerdir.
Ancak her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Bir besin bir kişide atağa yol açarken başka bir kişide hiçbir sorun oluşturmayabilir. Bu nedenle gereksiz diyetler yerine kişisel tetikleyicileri belirlemek daha doğru bir yaklaşımdır.
Unutulmaması gereken önemli nokta, tetikleyicilerin migrenin nedeni değil, atağı kolaylaştıran etkenler olduğudur.
Migren Nasıl Tedavi Edilir?
Migren tedavisinde en sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biri şudur:
"Migren ilacı kullanıyorum ama yine de migrenim oluyor."
Oysa önce şu soruyu sormak gerekir:
Kullandığınız ilaç, atağı durdurmak için mi verildi, yoksa atakları azaltmak için mi?
Çünkü migren tedavisinde iki farklı yaklaşım vardır.
Atak tedavisi, başlayan migren ağrısını mümkün olduğunca erken durdurmayı amaçlar (Atak tedavisi). İkincisi ise atakların daha seyrek gelmesini, daha hafif geçmesini ve yaşam kalitesinin artmasını hedefleyen koruyucu tedavidir (Profilaksi tedavisi).
Atak tedavisinde ilacın ağrı çok şiddetlenmeden kullanılması başarı şansını artırır. Ağrı kesicilerin gereğinden sık kullanılması ise zamanla baş ağrılarının daha da sıklaşmasına neden olabilir.
Koruyucu tedavi; sık migren atağı geçiren, yaşam kalitesi belirgin bozulan veya atak tedavisinden yeterince fayda görmeyen hastalarda düşünülür. Amaç ağrıların sıklığını, şiddetini ve süresini belirgin şekilde azaltmaktır. Ağrılar tamamen yok olmayabilir ama ciddi şekilde azalır ve bu durum çoğu zaman hastalar için yeterlidir. Hangi tedavinin uygun olduğuna hastanın özelliklerine göre nöroloji uzmanı karar verir.
Tedavi planı; migren ataklarının sıklığına, şiddetine ve günlük yaşamı ne kadar etkilediğine göre kişiye özel olarak belirlenir.
Migren Aurası nedir?
Genellikle baş ağrısı başlamadan 20-30 dk önce başlayan şikayetlerdir. Bazen ağrıyla birlikte ve çok nadir olarak ağrı sonlanırken başlayabilir. Aura sırasında gözün önünde ışık çakmaları veya zikzaklar görülmesi, görme alanında geçici kayıplar, el ya da yüzde uyuşma, baş dönmesi, konuşmada güçlük ve felç benzeri durumlar yaşanabilir. Bu belirtiler genellikle 20-60 dakika sürer.
Bugün biliyoruz ki aura, beynin yüzeyinde yavaş ilerleyen geçici bir elektriksel aktivite değişikliğinden kaynaklanır. Bu değişiklik kalıcı bir hasar oluşturmaz; ancak ağrıyı başlatan sinir sistemini harekete geçirebilir. Bunun ardından beyin zarlarını çevreleyen ağrı sinirleri aktive olur ve CGRP gibi ağrıyı artıran doğal haberci maddeler salgılanır. Ağrı sinyalleri giderek güçlenir ve tipik migren atağı gelişir.
Migren atağı sona erse bile beynin normale dönmesi zaman alabilir. Bu yüzden bulantı, ışık ve sese hassasiyet, yorgunluk veya dikkat dağınıklığı gibi yakınmalar saatlerce, bazen de bir gün boyunca devam edebilir.

Migreni Neler Tetikler?
Migren hastalarının en sık sorduğu sorulardan biri, "Migrenimi ne tetikliyor?" sorusudur. Bunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü migreni tetikleyen etkenler kişiden kişiye değişebilir. Çoğu zaman da tek bir neden değil, birkaç etkenin bir arada olması atağı başlatır.
En sık karşılaşılan tetikleyiciler şunlardır:
- Uykusuzluk ve düzensiz uyku: Az uyumak kadar, normalden çok uyumak da bazı kişilerde migreni tetikleyebilir.
- Stres: Migren bazen yoğun stres sırasında değil, stres ortadan kalktıktan sonra ortaya çıkar. Bu nedenle birçok kişi hafta sonu veya yoğun bir dönemin ardından migren atağı yaşayabilir.
- Açlık ve susuzluk: Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak veya yeterince su içmemek migren atağını kolaylaştırabilir.
- Hormonal değişiklikler: Özellikle kadınlarda adet dönemine bağlı hormon değişiklikleri migren ataklarını artırabilir.
- Hava değişiklikleri: Bazı kişilerde ani sıcaklık değişimleri, seyehat veya atmosfer basıncındaki değişiklikler migreni tetikleyebilir.
- Işık, ses ve kokular: Parlak ışıklar, yüksek sesli ortamlar ve yoğun kokular migrene yatkın kişilerde atağı başlatabilir.
- Bazı yiyecekler: Çikolata, uzun süre bekletilmiş peynirler, işlenmiş et ürünleri, kabuklu deniz ürünleri veya alkol bazı hastalarda tetikleyici olabilir. Ancak herkes için geçerli ortak bir yasaklı besin listesi yoktur. Bir yiyecek bir kişide migreni tetiklerken, başka bir kişide hiçbir sorun oluşturmayabilir.
Tetikleyicilerden tamamen kaçınmak mümkün mü?
Hayır.
Hayatın her zaman stressiz, uykunun düzenli veya hava koşullarının değişmeden devam etmesi mümkün değildir. Üstelik bazen hiçbir belirgin tetikleyici olmadan da migren atağı gelişebilir. Bu nedenle tedavinin amacı yalnızca tetikleyicilerden kaçınmak değildir. Asıl hedef, atakların daha seyrek görülmesini ve günlük yaşamı daha az etkilemesini sağlamaktır.
Atak tedavisinde zaman önemlidir.
Migren atağında ilaç, ağrı henüz hafifken kullanıldığında daha etkili olur. Bu nedenle ağrının dayanılmaz hâle gelmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir.
Son yıllarda yalnızca migren için geliştirilen yeni ilaçlar da tedavi seçenekleri arasına katılmıştır. Özellikle klasik tedavilere uygun olmayan bazı hastalar için önemli alternatifler sunmaktadır.
Bir diğer önemli nokta ise ağrı kesicilerin gereğinden sık kullanılmamasıdır. Sık ağrı kesici kullanımı zamanla baş ağrılarının daha da sıklaşmasına neden olabilir. Böyle bir durumda yalnızca atak tedavisi değil, koruyucu tedaviler de değerlendirilmelidir.
Koruyucu tedaviler ne zaman düşünülür?
Migren atakları sıklaşıyor, günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyor veya kullanılan ilaçlara rağmen yeterli düzelme sağlanamıyorsa koruyucu tedavi gündeme gelir.
Koruyucu tedavinin amacı;
- atakların daha seyrek görülmesini,
- daha hafif geçmesini,
- daha kısa sürmesini,
- atak sırasında kullanılan ilaçlara olan ihtiyacın azalmasını sağlamaktır.
Günümüzde bu amaçla uzun yıllardır kullanılan ilaçların yanı sıra, yalnızca migren için geliştirilmiş yeni tedaviler de kullanılmaktadır. Özellikle CGRP'yi hedefleyen ilaçlar, son yıllarda migren tedavisindeki en önemli gelişmelerden biri olarak kabul edilmektedir.
Bazı hastalarda tablet şeklinde, bazılarında ise belirli aralıklarla enjeksiyon olarak uygulanabilen bu tedaviler, özellikle klasik tedavilere yeterli yanıt vermeyen hastalarda başarılı sonuçlar sağlayabilmektedir.
Botulinum toksini her migren hastası için uygun mudur?
Hayır.
Botulinum toksini, özellikle kronik migren tanısı alan hastalarda etkili bir tedavi seçeneğidir. Ancak her migren hastasında uygulanmaz. Bu nedenle tedavi kararı mutlaka nöroloji uzmanının değerlendirmesi sonrasında verilmelidir.
Klinik pratiğimde en sık karşılaştığım hatalardan biri migren hastaların ilacı ağrı tamamen şiddetlendikten sonra alması. Oysa doğru hastada, doğru ilacın doğru zamanda kullanılması tedavinin başarısını belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle her hastanın, kendi migren özelliklerine uygun bir tedavi planına sahip olması önemlidir.
Önemli Not: Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurunuz.

Sağlıklı günler dileriz
Prof. Dr. Burcu Örmeci
Nöroloji



