# PET-CT Nedir?

Kaynak: https://ekonsey.com/tr/blog/genel/pet-ct-nedir

Pozitron Emisyon Tomografisi ile Bilgisayarlı Tomografinin birleşimi olan PET-CT, insan vücudu hakkında detaylı bilgi sağlamak amacıyla iki farklı tekniği bir araya getiren ve metabolizmanın (Pozitron Emisyon Tomografisi, PET ile) ve anatomini (Bilgisayarlı Tomografi, CT ile) bileşik bir görünümünü sunan bir nükleer tıp görüntüleme yöntemidir. Tek bir seansta, vücudun hem yapısal (anatomik) durumunu hem de hücresel düzeydeki işleyişini (fonksiyonel/metabolik) aynı anda ortaya koyar.

## İçerik

PET (Pozitron Emisyon Tomografisi): Dokuların ve hücrelerin metabolizmasını, yani ne kadar aktif olduklarını ve nasıl çalıştıklarını gösterir. CT / BT (Bilgisayarlı Tomografi): Dokuların ve organların 3 boyutlu detaylı anatomik yapısını, şeklini ve tam konumunu gösterir. Pozitron Emisyon Tomografisi ile Bilgisayarlı Tomografinin birleşimi olan PET-CT, insan vücudu hakkında detaylı bilgi sağlamak amacıyla iki farklı tekniği bir araya getiren ve metabolizmanın (Pozitron Emisyon Tomografisi, PET ile) ve anatomini (Bilgisayarlı Tomografi, CT ile) bileşik bir görünümünü sunan bir nükleer tıp görüntüleme yöntemidir. Tek bir seansta, vücudun hem yapısal (anatomik) durumunu hem de hücresel düzeydeki işleyişini (fonksiyonel/metabolik) aynı anda ortaya koyar. PET-CT, tıp dünyasında özellikle kanser, kalp hastalıkları ve nörolojik bozuklukların tanı, evreleme ve tedavi takibinde kullanılır. Nasıl Çalışır? PET-CT'nin prensibi”organlardaki hastalıkların kitlesel olarak büyümeden veya şekil değiştirmeden önce, daha ufak seviyede iken metabolik olarak sinyal vermesi" ilkesine dayanır. Radyoaktif Ajan Enjeksiyonu: Hastaya çekim öncesi damar yoluyla radyoaktif bir madde (en sık kısa adı FDG olan Flor ile radyoaktif hale getirilmiş şeker) verilir. Hücrelerin Maddeyi Tutması: Kanserli veya yoğun aktivite gösteren hücreler, normal hücrelere göre çok daha fazla enerji harcadığı için, enerji için şeker kullanır. İşte bu nedenle FDG maddesini hızla içlerine çeker. Kombine Tarama: Hasta cihaza girdiğinde, CT kısmı organların milimetrik anatomik görüntüsünü alırken; PET kısmı ise radyoaktif maddelerin nerede yoğunlaştığını (yani hangi hücrelerin aşırı aktif olduğunu) gösterir. Füzyon Görüntü: Bilgisayar bu iki görüntüyü üst üste bindirir. Böylece hekim, anormal hücre faaliyetinin vücudun neresinde, hangi organda veya lenf bezinde olduğunu görebilir. PET-CT Hangi Alanlarda ve Neden Kullanılır? En yaygın kullanım alanı kanser hastalığının kaynaklandığı organdaki aktivitesini ve kanserin vücuttaki yayılım derecesininin değerlendirme için kullanılmakla beraber, Kardiyoloji ve Nöroloji'de de önemli bilgiler verir. Kanser teşhisi ve hatta tümörün agresyonunu gösterir. Evreleme (Kanserin yayılım durumu): Kanserin köken aldığı yerin dışına çıkıp çıkmadığını, başka organlara veya lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığını (metastaz) tüm vücudu tek seferde tarayarak gösterir. Tedavi Planlaması (Biyopsi ve Radyoterapi): Tümörün en canlı, en agresif bölgesini gösterdiği için biyopsinin tam olarak nereden yapılması gerektiğini veya radyoterapide (ışın tedavisi) tam olarak hangi noktanın hedefleneceğini belirler. Tedaviye Yanıtın Değerlendirilmesi: Kemoterapi veya akıllı ilaçlar sonrası tümörün boyutundan ziyade, canlılığını kaybedip kaybetmediğini (şeker tüketiminin durup durmadığını) erkenden rapor eder. Nöroloji: Alzheimer gibi demans (bunama) türlerinin erken tanısında ve cerrahi planlanan dirençli epilepsi (sara) hastalarında nöbet odağının tam yerini saptamada kullanılır. Kardiyoloji: Kalp krizi sonrasında kalp kasının ne kadarının canlı (yaşayabilir) olduğunu ve bypass veya anjiyo operasyonlarından fayda görüp görmeyeceğini (miyokard canlılık analizi) belirlemede rol oynar. Özetle: Bilgisayarlı Tomografi (CT) veya MR hastalıklı dokunun “yerini, şeklini ve net boyutunu" bize sağlarken; PET-CT o dokunun "ne kadar aktif ve agresif" olduğunu gösterir. PET-CT’de hangi maddeler en yaygın kullanılır? PET-CT teknolojisinde çekimin "tipini" belirleyen temel unsur, kullanılan radyofarmasötik (radyoaktif işaretli ajan/ajanlar) çeşididir. PET-CT cihazı aynı kalır ancak hastaya verilen madde değiştirilerek vücuttaki tamamen farklı hücresel mekanizmalar, reseptörler veya metabolik yollar görüntülenir. Klinik pratikte ve yaygın araştırmalarda kullanılan, hedeflenen dokuya göre özelleşmiş en önemli PET-CT tipleri ve kullanılan maddeler şunlardır: 1. Metabolik Görüntüleme (Şeker Metabolizması) Kullanılan Madde: FDG (FloroDeoksiGlukoz) Ne İçin Kullanılır?: Rutinde en sık kullanılan standart PET-CT tipidir. Hücrelerin şeker tüketim hızını ölçer. Başta akciğer, meme, lenfoma ve kolorektal kanserler olmak üzere çoğu kanser türünün evrelenmesinde, enfeksiyon/enflamasyon odaklarının saptanmasında ve nörolojide (Alzheimer vb.) kullanılır. 2. Prostat Kanserine Özgü Görüntüleme (Reseptör Hedefli) Kullanılan Maddeler: Ga68 PSMA veya F18 PSMA (Prostat Spesifik Membran Antijeni) Ne İçin Kullanılır?: Prostat kanseri hücrelerinin yüzeyinde aşırı miktarda bulunan PSMA proteinine bağlanır. Prostat kanserinin ilk evrelemesinde, tedavi sonrası nüks (tekrarlama) durumlarında veya metastazların (özellikle kemik ve lenf nodu) nokta atışı tespit edilmesinde altın standarttır. 3. Nöroendokrin Tümör Görüntülemesi (Somatostatin Reseptör Hedefli) Kullanılan Maddeler: Ga68 DOTA-TATE , Ga68DOTA-NOC veya Ga68DOTA-TOC Ne İçin Kullanılır?: Vücudun nöroendokrin sisteminden köken alan (gastrointestinal sistem, pankreas, akciğer vb.) tümörlerin yüzeyindeki somatostatin reseptörlerine bağlanır. Bu tümörlerin teşhisinde ve akıllı radyonüklid tedavilerine (Lutesyum-177 gibi) uygunluğun belirlenmesinde kullanılır. 4. Kemik Metabolizması Görüntülemesi Kullanılan Madde: F18-Sodyum Florür Ne İçin Kullanılır?: Kemik sintigrafisine benzer ancak çok daha yüksek çözünürlüklü bir görüntü sunar. Kanserlerin kemik metastazlarını ve kemikteki aktif döngüyü/hasarı değerlendirmek için tercih edilir. 5. Beyin ve Nörolojik Görüntülemeler (Aminoasit ve Dopamin Metabolizması) F18 FDOPA: Dopaminerjik sistemi gösterir. Parkinson hastalığının ayırıcı tanısında ve bazı özel nöroendokrin tümörlerde (feokromositoma gibi) kullanılır. F18-FET veya C11 Metiyonin Aminoasit metabolizmasını hedefler. Beyin tümörlerinin (gliomlar) normal beyin dokusundan veya radyasyon hasarından ayırt edilmesinde kritik rol oynar çünkü normal beyin hücresi şekeri (FDG) çok severken bu aminoasitleri tümör kadar yoğun tutmaz. 6. Kalp (Miyokard) Perfüzyon ve Canlılık Görüntülemesi Kullanılan Maddeler: Rubidyum-82, Amonyak N13-Amonyak veya O15 Su Ne İçin Kullanılır?: Kalp kasının kanlanmasını (perfüzyonunu) ve kalp krizi sonrasında dokunun ne kadarının canlı kaldığını (canlılık analizi) milimetrik olarak değerlendirmek amacıyla kardiyolojide kullanılır. SUV max Ne Demek? PET-CT çekimi öncesinde vücuda radyoaktif molekülü enjekte edilir. Kanserli hücreler, normal hücrelere kıyasla çok daha hızlı büyüdükleri ve bölündükleri için çok yüksek miktarda şradyoaktif maddeyi adeta bir sünger gibi içlerine çekerler. SUV max değerinin tam karşılığı: İncelenen bölgedeki (örneğin bir tümör veya lenf bezindeki) en yoğun, en parlak ve en yüksek radyoaktif madde tutulumunun sayısal ölçüsüdür. Cihaz, o dokudaki en yüksek radyoaktif madde yoğunluğunu ölçer ve bunu bir skor olarak verir. Açılımı Nedir? SUV: Standardized Uptake Value (Standartlaştırılmış Tutulum Değeri) Max: Maximum (Maksimum) Türkçeye "Maksimum Standartlaştırılmış Tutulum Değeri" olarak çevrilir. Bu Değer Nasıl Yorumlanır? Genel bir kural olarak, dokudaki metabolik aktivite (hücre hızı) arttıkça SUV max değeri de yükselir. Ancak bu değer doğrudan "yüksekse kesin kanserdir, düşükse değildir" anlamına gelmez. Düşük Değerler (< 2.5): Genellikle dokunun sakin veya iyi huylu (benign) olduğunu düşündürür. (Bazı yavaş büyüyen tümör tipleri de düşük değer gösterebilir). Yüksek Değerler (>3): O bölgede yoğun bir hücre faaliyeti olduğunu gösterir. Bu durum kanser lehine olabileceği gibi; enfeksiyonlar, aktif iltihabi süreçler (enflamasyon) veya tüberküloz gibi durumlarda da SUV max değerleri oldukça yüksek çıkabilir. Özetle: SUV max, bir tümörün ne kadar "agresif" veya aktif olduğunun dijital bir göstergesidir. Tedavi sonrasında bu değerin düşmesi, tedavinin (kemoterapi, radyoterapi vb.) başarılı olduğunun ve hücrelerin öldüğünün en somut kanıtıdır. FDG, PET-CT görüntülemesinde vücuttaki hastalıkları (özellikle kanser, enfeksiyon ve enflamasyon odaklarını) tespit etmek için kullanılan radyoaktif işaretli bir şeker (glukoz) molekülüdür. Açılımı FloroDeoksiGlukoz (Fluorodeoxyglucose) şeklindedir. Kimyasal olarak normal glukoza (şekere) çok benzer, ancak yapısına radyoaktif bir flor atomu F18 eklenmiştir. FDG Ne İşe Yarar? Vücuttaki tüm hücreler enerji üretmek için şeker (glukoz) kullanır. Ancak kanser hücreleri, normal hücrelere kıyasla çok daha agresif, hızlı büyüyen ve kontrolsüz bölünen yapılardır. Bu aşırı enerji ihtiyacını karşılamak için normal bir hücreden katlarca daha fazla şeker tüketirler. İşte FDG'nin işlevi tam bu noktada başlar: Şeker Taklidi Yapma: Hastaya damar yolundan FDG enjekte edildiğinde, kanserli hücreler bunu normal şeker zannederek hızla içlerine çeker ve hapsederler. Işıma Yapma: FDG'nin içindeki radyoaktif flor atomu, yerleştiği hücreden dışarıya "pozitron" adı verilen sinyaller gönderir. Görüntüleme: PET-CT cihazı bu sinyalleri yakalar. Vücutta nerede yoğun bir FDG (şeker) tüketimi varsa, o bölge ekranda parlak, ışıldayan lekeler olarak kendini gösterir. FDG PET-CT Neyi Değerlendirir? FDG PET-CT, vücuttaki dokuların anatomik yapısını değil, metabolik ve fonksiyonel aktivitelerini değerlendirir. En sık kullanıldığı alanlar şunlardır: Tümörün Kötü Huylu Olup Olmadığını (Malign): Bir kitlenin iyi huylu mu yoksa hızlı çoğalan kötü huylu bir tümör mü ayırt edilmesine yardımcı olur. Kanser Evrelemesi (Metastaz Araştırması): Kanserin vücutta başka hangi organlara veya lenf bezlerine yayıldığını tek bir çekimle tüm vücutta tarar. Tedaviye Yanıtın Takibi: Kemoterapi, radyoterapi veya akıllı ilaç tedavilerinden sonra, tümörün boyutundan ziyade canlılığının (şeker tüketiminin) azalıp azalmadığını gösterir. Eğer hücreler ölmüşse, şeker tüketemezler ve FDG tutulumu (SUV max) sıfırlanır veya düşer. Nüks (Tekrarlama) Tespiti: Tedavi bitmiş hastalarda, kontroller sırasında kanserin geri dönüp dönmediğini erkenden yakalar. Enfeksiyon ve Enflamasyon Odakları: Sadece kanser hücreleri değil, vücuttaki aktif savunma hücreleri (bağışıklık hücreleri) de yüksek enerji harcar. Bu nedenle sebebi bilinmeyen ateş, derin doku enfeksiyonları veya büyük damar iltihapları (vaskülit) gibi durumların yerini saptamada da FDG metabolizmasından yararlanılır. Beyin ve kalp gibi organlar doğası gereği normal şartlarda da çok yüksek miktarda şeker tükettiği için, bu bölgelerde FDG tutulumu fizyolojik olarak her zaman yüksektir. Sağlıklı günler dileriz eKonsey Sağlık Grubu

