Contact live support now for all your inquiries0850 399 11 50

Yüzdeki Büyük Tuzak: Trigeminal Nevralji

eKonsey9 min read60 views
Yüzdeki Büyük Tuzak: Trigeminal Nevralji

Yüzün duyusunu beyine taşıyan 5. kafa çifti olan trigeminal sinirin etkilenmesi sonucu ortaya çıkan, kronik ve son derece şiddetli bir ağrı sendromudur. Bilinen en şiddetli ağrılardan biri olarak kabul edilir ve hastanın yaşam kalitesini dramatik şekilde düşürdüğü için tarihsel olarak "tic douloureux" (ağrılı tik) veya "intihar hastalığı" olarak da anılmıştır.

Trigeminal Nevralji Nedir?

Trigeminal sinir, baştaki en geniş dağılıma sahip sinirlerden biri olup, 5. kafa siniri olarak anatomide sınıflanır. Trigeminal Nevralji bu siniri etkileyen kronik bir ağrı durumudur. Trigeminal nevraljide düzensiz aralıklarla ortaya çıkan, ani, yanma veya elektrik çarpması hissi veren yüz ağrısına neden olan bir tür nöropatik ağrı söz konusudur.

Aşağıdaki görselde bu sinirin yüzdeki üç ana dağılım alanını görebilirsiniz. Hastalık genellikle yanak (V2) ve alt çene (V3) dallarını etkiler.

Trigeminal nevralji ağrısı son derece tipik özelliklere sahiptir. Tanının büyük bir kısmı hastanın bu ağrıyı tarif etme şeklinden konur.

  • Ağrı Karakteri: Ağrı; elektrik çarpması, bıçak saplanması veya şimşek çakması gibi tarif edilir. Künt veya sızlayıcı değil, çok keskin ve anidir.
  • Ağrının Konumu ve Yayılımı: Neredeyse her zaman tek taraflıdır. Sağ tarafı etkileme oranı biraz daha yüksektir. Göz çevresinde, yanakta, dişlerde, dudaklarda veya çenede hissedilir.
  • Ağrı Süresi ve Sıklığı: Ataklar saniyeler ile birkaç dakika (genellikle 2 dakikadan kısa) sürer. Ancak ağır vakalarda art arda gelerek daha uzun süreli "status nevraljikus" (durmak bilmeyen ağrı fırtınası) tabloları yaratabilir.
  • Ağrıyı Tetikleyen Etmenler: Hastaların yüzünde "tetik noktaları" vardır. Yüze rüzgar değmesi, hafifçe dokunmak, diş fırçalamak, tıraş olmak, yemek yemek, çiğnemek, konuşmak ve hatta gülümsemek dahi bir atağı başlatabilir.
  • Ağrısız Aralıklar: İki atak arasında hasta genellikle tamamen ağrısızdır. Ancak bir sonraki atağın ne zaman geleceğini bilememek ciddi bir anksiyeteye neden olur.

Trigeminal Nevralji Nedenleri:

Trigeminal nevralji nedenleri arasında trigeminal sinire baskı yapan kan damarları yer alır ki bu, trigeminal nevraljinin en yaygın nedenidir; ancak bazı vakalarda neden bilinmemektedir. Trigeminal sinirde basıya ve trigeminal nevraljiye neden olan en yaygın kan damarı, perior serebellar arter veya bu arterin bir dalıdır. Bazen bir veya daha fazla büyük toplardamar da siniri tahriş edebilir veya sinire baskı yaparak bu duruma yol açabilir. Bu damarlar, sinirin beyin sapından çıktığı yer ile kafa tabanına girdiği yer arasında, nabız atışları veya basınç değişiklikleri nedeniyle sinire baskı yapabilir veya onu tahriş edebilir.

Nadir durumlarda, trigeminal sinirin bu veya diğer bölgelerindeki yolu üzerinde bulunan tümörler trigeminal nevraljiden sorumlu olabilir. Bazı vakalarda ise trigeminal nevralji multipl skleroz (MS) ile ilişkili olabilmektedir.

Doğru Teşhisin Önemi ve Uzman Görüşü

Bu durum diğer kraniyofasiyal (baş-yüz bölgesi) ağrı sendromlarıyla karıştırılabileceğinden, teşhis konulmasına yardımcı olması için hastaların bir trigeminal nevralji uzmanının görüşüne başvurması önemlidir. Trigeminal nevralji uzmanları genellikle nörologlar veya beyin ve sinir cerrahları (nöroşirürjiyenler), kulak burun boğaz uzmanları veya kraniyofasiyal ağrı uzmanlarıdır.

Trigeminal nevraljiyi taklit edebilecek diğer durumlar şunlardır:

  • Temporomandibular eklem (çene eklemi) ağrısı veya çene ağrısı
  • Sinüs enfeksiyonları veya diğer sinüs rahatsızlıkları
  • Çürükler, kanal tedavisi gerektiren enfeksiyonlar, aşırı hassas dişler ve diğer diş patolojileri dahil olmak üzere diş rahatsızlıkları

Bazen hastalar, sonradan geriye dönük bakıldığında aslında trigeminal sinirin kendisinden kaynaklandığı anlaşılan trigeminal nevralji semptomlarını tedavi etmek amacıyla kanal tedavileri, diş çekimleri veya diğer diş hekimliği prosedürlerini yaptırmış olabilirler.

Teşhis Yöntemleri:

  • Nörolojik Muayene: Yüzdeki duyu, kas gücü ve refleksler değerlendirilir. Klasik nevraljide bu muayene tamamen normal çıkar. Duyu kaybı varsa "sekonder" bir nedenden şüphelenilir.
  • Kafatası Manyetik Rezonans Görüntüleme: Altın standart testtir. Beyin sapı, serebellopontin köşe ve sinir trasesi incelenir. Tümörleri, kistleri veya MS plaklarını dışlamak için rutin olarak istenir.
  • Özel Manyetik Rezonans Görüntülemeleri (FIESTA / CISS / 3D-TOF): Standart MR'dan farklı olarak çok yüksek çözünürlüklü ve milimetrik kesitler alır. Sinir ile çevresindeki damarların ilişkisini çok net göstererek damar basısını (nörovasküler çatışmayı) tespit eder.
  • Nörofizyolojik Testler: Trigeminal refleks testleri (örneğin göz kırpma refleksi) nadiren, sinirdeki elektriksel iletim bozukluğunu saptamak ve sekonder nedenleri ayırt etmek için yardımcı olarak kullanılabilir.

Tedavi Yöntemleri:

Trigeminal nevralji tedavisinde temel strateji, klasik analjezikler (NSAİİ veya opioidler) kullanmak değildir. Burada amaç hasarlı veya bası altındaki sinirdeki anormal elektriksel aktiviteyi ve ektopik deşarjları baskılamaktır. İlaçlar genel olarak etkinliklerine ve klinik kullanım sıklıklarına göre basamaklandırılır:

Birinci Basamak Tedavi: Sodyum Kanal Blokerleri

Bu gruptaki ilaçlar, trigeminal nevraljide standart kabul edilir ve hastaların büyük bir kısmında ilk atakta dramatik bir rahatlama sağlar.

Karbamazepin (Tegretol):

Etki Mekanizması: Nöronal membranlardaki voltaj kapılı sodyum kanallarının inaktif durumunu stabilize eder. Bu sayede nöronların yüksek frekanslı tekrarlayıcı ateşlemelerini (ektopik deşarjları) bloke ederek sinirdeki aşırı uyarılmayı azaltır. Hastalarda %70-80'inde etkilidir. Ancak zamanla karaciğer enzimlerini yükselttiği için doz ayarı gerekebilir ve uzun dönem kullanımda tolerans gelişebilir.

Okskarbazepin (Trileptal):

Etki Mekanizması: Karbamazepin benzeri ilaçtır. Aynı şekilde voltaj kapılı sodyum kanallarınıda iletimi engeller ve ayrıca ek olarak potasyum iletkenliğini de artırabilir. Karaciğer etkisi daha azdır. Karbamazepine kıyasla yan etki profili (sersemlik, ataksi) daha olumludur, bu nedenle klinik pratikte sıklıkla ilk tercih edilir. Sodyum düşüklüğüne (hiponatremi) dikkat etmek gerekir.

İkinci Basamak ve Destekleyici Tedaviler

Birinci basamak ilaçların tolere edilemediği, yetersiz kaldığı veya yan etkilerin ortaya çıktığı durumlarda tedaviye eklenir veya alternatif olarak kullanılırlar.

Gabapentin (Neurontin) ve Pregabalin (Lyrica):

Etki Mekanizması: Voltaj kapılı kalsiyum kanallarının alfa-2-delta alt ünitesine bağlanırlar. Bu bağlanma, sinaps öncesi terminalden uyarıcı iletenlerden (nörotransmitterler; glutamat, P maddesi ve noradrenalin gibi) sinaptik aralığa salınımını azaltarak ağrı sinyallerinin merkezi sinir sistemine iletimini baskılar. Trigeminal nevraljinin klasik ataklarından ziyade, eşlik eden sürekli yanma ve sızlama şeklindeki nöropatik ağrı bileşeninde daha etkilidirler.

Baklofen (Lioresal):

Etki Mekanizması: Aslen bir kas gevşeticidir. Merkezi sinir sisteminde sinaps öncesi ve sinaps sonrası GABA-B reseptörlerini uyararak motor nöronlardaki uyarıcı nörotransmitter salınımını baskılar. Tek başına etkinliği sınırlı olsa da, Karbamazepin veya Okskarbazepin ile birlikte kullanıldığında güçlü bir sinerji etki yaratır ve bu sayede temel antikonvülzanların dozunun düşürülmesine olanak tanır.

Lamotrijin (Lamictal):

Etki Mekanizması: Hem voltaj kapılı sodyum kanallarını bloke eder hem de sinaps öncesi nöronlardan glutamat salınımını engelleyerek etkisini gösterir. Genellikle Karbamazepin veya Gabapentin ile kombine olarak dirençli olgularda kullanılır.

Dirençli Olgularda Alternatif Farmakolojik Yaklaşımlar

Standart oral medikal tedaviye yanıt vermeyen (refrakter) olgularda farklı ajanlar devreye girebilir:

Botulinum Toksini (Botoks) Enjeksiyonları: Periferik sinir uçlarından sadece asetilkolin salınımını değil; aynı zamanda Substance P, CGRP (Kalsitonin Gen İlişkili Peptid) ve Glutamat gibi ağrı ajanlarının salınımını da baskılar. Böylece periferik uyarılmayı kırarak etki gösterir.

Tetik nokta enjeksiyonları, miyofasyal boyun ve bel ağrısı şikayeti olan hastalarda ağrının bir miktar hafifletilmesini sağlayabilir. Tetik nokta enjeksiyonları nispeten minimal girişimsel işlemlerdir ve oldukça düşük bir komplikasyon oranı ile ilişkilendirilmektedir. Botoks ile yapılan tetik nokta enjeksiyonları ise miyofasyal ağrısı olan bazı hastalarda daha uzun süreli ve kalıcı bir ağrı kontrolü sunabilmektedir.Bununla birlikte, bazı durumlarda enjeksiyon tedavisinin hedeflenen sonuçları vermeyebileceğini veya sağlanan ağrı rahatlamasının kalıcı olmayabileceğini belirtmek önemlidir.

Trigeminal nevraljide farmakolojik tedaviye direnç geliştiğinde veya ilaca bağlı toksik yan etki


gelişerek hastanın yaşam kalitesini bozulduğunda cerrahi ve girişimsel tedavi seçenekleri plana girmelidir.

Bu işlemler temelde iki ana felsefeye ayrılır:

Neden olan patolojiye yönelik (Non-Destrüktif) yöntemler ve Ablatif (Destrüktif) yöntemler.

Mikrodamarsal Dekompresyon (MVD - Janetta İşlemi)

MVD, hastalığın altta yatan asıl nedenini (damarın sinir üzerindeki baskısını) ortadan kaldıran tek "nedene yönelik" ve anatomik onarım sağlayan cerrahi yöntemdir. Sinirin fonksiyonunu korumayı hedefler.

Cerrahi Yaklaşım: Genel anestezi altında, kulağın arkasından yapılan küçük bir kesi ile retromastoid suboksipital kraniyotomi uygulanır. Mikroskop altında serebellopontin köşe (CPA) sisternine girilerek araknoid zarlar ayrılır. Trigeminal sinirin beyin sapından çıktığı kök giriş bölgesi (Root Entry Zone - REZ) ortaya konur. Çoğunlukla perior Serebellar Arter (SCA) olmak üzere sinire bası yapan damar tespit edilir. Bası yapan damar sinirden mikrodiseksiyon ile uzaklaştırılır (mobilize edilir). Damar ile sinir arasına, yeniden teması engellemek için emilmeyen bir materyal (genellikle teflon pledget/sünger) yerleştirilir. Trigeminal nevralji cerrahileri arasında uzun dönem başarı oranı en yüksek (%80-90) ve nüks oranı en düşük yöntemdir. İşlem sonrası ağrı genellikle uyanır uyanmaz kaybolur.

Gamma Knife” Radyocerrahisi (Stereotaktik Radyocerrahi)

Gamma Knife, klasik anlamda bıçaklı bir cerrahi değil, hedeflenmiş yüksek doz radyasyon ile sinirde kontrollü bir hasar (lezyon) yaratmayı amaçlayan ablatif bir yöntemdir.

Hastanın başına lokal anestezi altında stereotaktik bir çerçeve (frame) sabitlenir. Yüksek çözünürlüklü ince kesit MR çekilerek trigeminal sinirin beyin sapına girdiği sisternal segmenti milimetrik olarak hedeflenir. Çevredeki beyin dokusuna zarar vermeden, sadece hedeflenen sinir segmentine tek seansta çok yüksek dozda (genellikle 80-90 Gray) radyasyon verilir. Bu radyasyon zamanla sinir iletim yollarında dejenerasyona yol açarak ağrı sinyalinin beyne iletilmesini yavaşlatır veya durdurur. MVD'den farklı olarak ağrının geçmesi haftalar hatta aylar sürebilir (ortalama 1-3 ay). Cerrahi anestezi riski taşıyan yaşlı veya morbiditesi yüksek hastalarda idealdir. Ancak uzun dönemde tekrar etme oranı MVD'ye göre daha yüksektir ve yüzde uyuşukluk (hipoestezi) gelişme riski taşır.

Perkütan Ablatif Girişimler (Radyofrekans, Balon Kompresyon)

MVD uygulanamayan ve Gamma Knife'ın etki süresini bekleyemeyecek kadar şiddetli ağrısı olan hastalarda tercih edilen minimal invaziv (iğneli) ablatif işlemlerdir.

Sedasyon altında, yanak bölgesinden özel bir iğne (trokar) ile girilerek kafa tabanındaki Foramen Ovale delinir ve trigeminal sinirin ana dağıtım merkezi olan Gasser Ganglionuna (Meckel mağarası) ulaşılır.

Radyofrekans (RF) Termokoagülasyon: İğne ucundan verilen ısı enerjisi ile ağrı lifleri seçici olarak yakılır.

Balon Kompresyon: Ganglion bölgesinde küçük bir balon şişirilerek sinire mekanik bir hasar verilir.

 

Ağrı kontrolü anında sağlanır ancak her ablatif işlem gibi nüks oranı mevcuttur (1-3 yıl içinde). Ayrıca kornea refleksi kaybı veya çiğneme kaslarında geçici zayıflık gibi yan etkiler görülebilir.

Sağlıklı günler dileriz

eKonsey Sağlık Ekibi

Related Posts